7 Ağustos 2013 Çarşamba

ŞEKER TADINDA BAYRAM CİCİLERİ


Bayrama saatler kala, ailecek bayram cicilerimizi hazırlama telaşı içerisindeyiz, tıpkı eski günlerdeki gibi. Bu konuda şampiyon evimizin küçük kralı Can Rüzgar. Hazır mağazalar %70 indirim tabelalarını asmışken, oğluşumla alışveriş merkezlerini turladık ve bakın neler aldık…

Devamı için tıklayınız...

30 Temmuz 2013 Salı

İKİ YAŞINDAKİ CAN'AVARLA 2000 KM.LİK ROADTRİP: LİKYA YOLU

Can Rüzgar, henüz bir haftalıkken kış soğuğuna ve rüzgarına aldırmadan onu pusetine atıp, Barselona kazan biz kepçe gezmeye başlamıştık. Şu an iki buçuk yaşında ve biz ailecek sayısız araba ve uçak seyahati yaptık. CAN'avarı bir angarya veya hayatımızı zehir eden bir küçük adam değil de onu güzelleştiren ve zenginleştiren minik bir aile ferdi olarak gördük. 

Bu olumlu yaklaşımımıza onun tepkisi de çok olumlu oldu. Seyahatin uzunluğu, aracı, sıcaklık derecesi ne olursa olsun, küçük adam ona uyum sağlamayı bildi. Adaptasyon bir yana, çoğu seyahatte varlığını dahi hissetmedik: ağzında meme, elinde minik yastığı, seyahat başlar başlamaz uykuya daldı ve yolculuk bitene kadar gözlerini açamadı. Uçakta da aynı, arabada da... En ufak bir söylenme, ağlama sızlama, hiperaktiflik belirtisi yaşamadık. Allah dağına göre kar verirmiş. Ne kadar doğru... Bizim gibi gezenti bir çifte ancak bu kadar uyumlu bir bebek hediye edilebilir...

Devamı için tıklayınız: http://stilettoluanne.com/?p=188#more-188

19 Temmuz 2013 Cuma

EURODISNEY PARİS MACERASI: 7 PRENSESE KARŞI BİR UYKUCU PRENS

24-27 Haziran tarihleri arasında, ablam, 6 yaşındaki kızı Yağmur, 4 yaşındaki Damla; ablamın arkadaşı Handan, onun 4 yaşındaki kızı Papatya , 6 yaşındaki kızı Eftalya ve Can Rüzgar'ımla ben Eurodisney Paris'e gittik: 7 kadına karşı bir Küçük Prens Can Rüzgar.

Yani 3 anneye karşı 5 çocuk! Macera kelimesi tesadüfi değil, bilerek ve isteyerek seçtim.

İşe havalimanındaki CIP salonunda 5 canavara briefing vererek başladık: Grup olarak hareket etmemiz gerektiğini, annelerden kati suretle ayrılmamalarını tembihledik.


Ve "ekip dayanışması" hemen meyvelerini vermeye başladı. Uçağın kapısında yere yayılıp boyama yapmaya başladılar birlikte...



Her yolculukta olduğu gibi, Cancan ağzında emziği, elinde yastığı uyku moduna geçti. Benim açımdan ne kadar büyük bir şans! Bebekliğinden beri, gerek araba, gerek uçak yolculuklarında hemen baygın düşüp, biz gittiğimiz yere varana dek gık dememiştir. Yine kaideyi bozmadı. Havaalanında binlerce kişinin bastığı halı kaplı zemine yapıştı. Titiz bir anne olmamakla beraber, yine de bu görüntü karşısında irite olmadım diyemeyeceğim. 

13 Temmuz 2013 Cumartesi

AŞK KAÇ BEDEN GİYER: DOĞUMGÜNÜ CAN'AVARI





Dün CAN'avarın DEDE'sinin doğumgünüydü. Dede kelimesini boşuna büyük harfle yazmadım. Anneanne ve dedesine aşık bir çocuk Can Rüzgar, tıpkı diğer tüm çocuklar gibi...
Eee bu BÜYÜK AŞK'LA doğru orantılı olarak mükemmel bir parti düzenlemek lazım geldi. 

5 Temmuz 2013 Cuma

İNDİRİM GANİMETLERİ

KIZLAR, KIRMIZI ALARM! INDITEX GRUBUNDA İNDİRİM BAŞLADI!

Evet, koskoca Haziran ayını 
"uzanmışım kumsala,
güneş damlar içime,
şimdi çok uzaklarımda,
nafile telaşlarım"
şarkısını mırıldanarak geçirdik, dinlendik, bronzlaştık, güzelleştik. AMA YETER! Sizi bilmem ama ben, üç hafta sahilde malak gibi yattıktan sonra alışverişi özledim: mağazaların klimalarından yayılan aromatik kokuları, çantama eciş bücüş tıkıştırdığım Inditex fişlerini ve tabii kırmızı indirim etiketlerini...

Çok şükür, tatilden dönüşümle birlikte, mağazalar vitrinlerine yüzde 70 indirim tabelalarını yerleştirdiler; Mango şu anda ikinci indiriminde, Zara'nın indirimi başlayalı 2 gün oldu, İpekyol, Koton, Batik ve diğer mağazalar da bir haftadır % 50 indirimdeler.

Lafı uzatmıyorum ve hemen yaz sezonu İNDİRİM GANİMETLERİmi sizlerle paylaşıyorum:

4 Temmuz 2013 Perşembe

MON CHERE'İMİN METROSEKSÜEL GARDROBU: KRAVATSIZ/PAPYONSUZ ÇIKMAM ABİ


Soruyorum size: Aşk kaç beden giyer? Bizimkisi 98 cm. yani iki yaş giyiyor, ya sizinki?

Hep, kadın kadına kendi cicilerimizi konuşacak ve paylaşacak değiliz. Küçük adamlarımız da pekala metroseksüel olabilir, devir sosyal medya devrinde.

Küçük hanımların tütüleri, prenses kostümleri, betimlemeyi beceremeyeceğim nitelikte, süslü tokaları ve taçları varsa bizim de kravatlarımız, papyonumuz ve askılarımız var:)

Bugün, sabaha karşı, sizlerle, her biri 50 TL'den pahalı olmayan cheap&chic kostümleri paylaşmak istiyorum. 

Ancak, fotoğraf çekimlerini yaparken, CAN'avarın kıyafet dağı altında ezilince, kıyafetleri konseptlerine göre ayrıştırıp, birkaç post halinde yayınlamaya karar verdim. Yani, bu postun devamı gelecek, takipte kalın. 

30 Haziran 2013 Pazar

SIMSICAK YAZI KUTSAYAN RENGARENK KOMBİNLER: NEON AŞKINA!

Ne kadar frapan olursa olsan, ben iki senedir yaz sezonuna damgasını vuran neon trende bayılıyorum. Neon pantolon, şort ve tişörtler, neon aksesuarlarla birlikte cart pembe ojeler favorim!



SIMSICAK YAZI KUTSAYAN RENGARENK KOMBİNLER: CIVIL CIVIL BİKİNİLER



Uzanmışım kumsalda,
Güneş damlar içime, 

Kapılmışım Rüzgar'a,
Savrulup gidiyorum,
Şimdi çok uzaklarımda 
Nafile telaşlarım,
Hayattan çalıyorum...

Sizi bilmem ama ben, yaz sezonu açılıp da bikiniler vitrinleri süsler süslemez alışverişe koşanlardanım; çünkü benim için yaz demek, cıvıl cıvıl bikini demek.

Her yaz koleksiyonuna hayran kalmakla beraber, Zeki Triko'nun 200 TL'yi aşan fiyatları beni H&M'e yönlendiriyor. 

Bu markanın genellikle 20-50 TL arasındaki bikinileri hem iştah açıcı derecede renkli, hem de taş gibi. Zeki Triko bikinilerim, bir sezonu anca çıkarıp, yaz sonunda lastikleri gevşemiş, renkleri solmuş bir şekilde bana veda ederken, H&M bikinilerim ilk günkü gibi güzelliğini koruyor. 

Bu yaz yine kuralı bozmadım ve Cosmopolitan'daki Beyonce'li bikinileri görür görmez en yakın H&M mağazasını bombaladım:)

14 Haziran 2013 Cuma

NERDE O ESKİ BİRLİKTELİKLER...ZAMANE GENÇLİĞİ ÇOK FENA ÇOK...



Belki sadece evlilikte değil, her türden birliktelikte ve genelde toplumsal örgütlenişte de mutluluğun yolu, "farklı fikirlere, farklı kimliklere saygı"dan geçiyordur. 
Ne güzel söylemiş Can Dündar!

13 Haziran 2013 Perşembe

ERİL KUŞLARIN BABBALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!


Yuvayı dişi kuş yapar derler ya, açık yüreklilikle söylüyorum ki bu, bizim ailemiz için geçerli değil, ben yapsam yapsam, kırk yılda bir, kabarmış çikolata parçacıklı kek yaparım o kadar. Gayet klişe bir şekilde, bizim evimizin reisi, direği, her neyse tüm karar mercii BABAMIZDIR, ben olsam olsam, Can Rüzgar'ın koridorda arkamdan seslendiği "hey sessi baby, Oppa Gangnam Mommy" olurum o kadar. 

9 Haziran 2013 Pazar

YÜZDE YÜZ HUZUR DOLU 5 YILDIZLI BİR KAÇAMAK: BEGİ'YLE RICHMOND NUA WELLNESS SPA


Geçen Çarşamba günü, Nutella kadar tatlı arkadaşım Begi beni aradı. 
"Tolpa pılını pırtını, 24 saatlik bir kaçamak yapalım, Sapanca'ya Richmond'a gidelim" deyiverdi, halini hatrını sormama dahi fırsat vermeden.
Ağzından bal damlıyordu, bir saniye bile düşünmeden "Tamam geliyorum"deyip telefonu kapattım. 


7 Haziran 2013 Cuma

PEK KARA ANKARA'DA CANCUNVARİ BİR DÜĞÜN


"Düğün, Çek Cumhuriyeti'nde olmayacak, Katka ve Taylan, son anda Ankara'da evlenmeye karar verdiler" haberini ilk duyduğumda, ne yalan söyleyeyim, epey bir hayal kırıklığına uğradım. Çünkü düğün bahanesiyle, kocacımla üç-beş günlük bir romantik kaçamak yapıp, stilettolarımla; Prag, Budapeşte ve Viyana caddelerini arşınlayacaktım: 
"Tüh tüh yıkıldı Can'avarsız kaçamak planlarım, rengarenk geçmesini planladığım düğün haftası, kös kös evde oturup, AnKARA'yı dinlerim gözlerim kapalı" diye söyleniyorum içimden.

5 Haziran 2013 Çarşamba

STİLETTOLU ANNE, BITTER DERGİSİNİN HAZİRAN SAYISINDA



Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Ankara'da bir blogger anne yaşarmış, Haziran ayında Bitter dergisinde boy göstermiş: 

Stilettolu Anne" isimli blogun sahibi Güneş Sayın Kalyoncu, 25 senedir Ankara'da yaşıyor ve iki buçuk yaşında bir erkek çocuğu annesi. 



Bloğunun adı Stilettolu Anne, yani ”yüksek ökçeli 
anne”. Dikkat çeksin ve daha evrensel olsun diye bu ismi tercih etmiş. Kendi de evrensel bir kadın çünkü: şimdiye kadar Lüksemburg, Kaddafi’nin Libya’sı ve İspanya olmak üzere üç farklı ülkede yaşamış ve tam beş dil konuşuyor. Evet yanlış duymadınız tam beş adet: Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, İngilizce ve Almanca. 


Öyle büyük bir aşkla bağlanmış ki blog yazma işine, adı “Stilettolu Anne”olan ve tamamen kendi emeğiyle tasarladığı bloğu için “ikinci bebeğim” diyor:


“Üstelik bu sanal bebek ağlamıyor, meme istemiyor ve mama yedirirken mızmızlanmıyor. Sadece beni bilgisayar başına kilitleyip geceleri uykusuz bırakıyor o kadar...Büyük oğlum odasında mışıl mışıl uyurken, ben ikinci bebeğimi büyütüyorum internet üzerinden. Gelen her eleştiri, pozitif ya da negatif olsun, annelik yüreğimi okşuyor, tarifsiz bir mutluluk veriyor bana.”

Faydalı bir şeyler üretmeden yaşayamayan bu yazar adayı anne, kocasının görevi sebebiyle gittiği ülkelerde, birçok yabancıya neredeyse her dilde ders veriyor. Ona yerine göre:

·         Sol Öğretmen (İspanyolca güneş)
·         Soleil (Fransızcada güneş)
·         Sole mio (İtalyanca güneşim, Pavorotti’nin ünlü “O Sole Mio” eserine gönderme yapılıyor)


·         My Sun (İngilizce güneşim)
·         Crazy teacher (Çatlak Hoca) diye çağırıyor onu enternasyonal öğrencileri.

Güneş Sayın Kalyoncu'nun büyük bir AŞKla bağlandığı blogunda paylaştığı tüm hikayeler, gerçek ve renkli hayatından izler taşıyor: 

Barselona’da yeni jenerasyon bir pusete aşık olup bebek yapmaya karar vermesi, iki hafta sonra mucizevi bir şekilde hamile kalması, yılbaşı sürprizi oğlunu beklenenden dört hafta önce doğal doğumla dünyaya getirip, sancı odasında maskara sürerek karşılaması, bir aylık hamile, 20 saat uçak yolculuğunu göze alıp Karayiplere gitmesi ve orada “tatlı bir köpek balığı”yla karşılaşması vesaire eğlenceli, zeki ve en önemlisi, kendisinin de deyimiyle, kadının toplumdaki sosyal statüsünü sorgulayan ve onu yüceltmek için çabalayan toz pembe annelik masalları anlatıyor.

“Limited Edition Lohusa”, “Made in Barcelona Bebek”, “a la carte usulü sezaryen”, “pamuk şekeri gökyüzü”, “pul biberi depresyon”, “gangnam style bebek” ve “folik asit jenerasyonu” gibi kendine özgü terimler bile icat etmiş bu komik blogger. 

Yedi aylık koca göbeğiyle hiçbir fiestayı da kaçırmamış hani. Bakınız mavi kadife elbisesi ve vazgeçemediği stilettolarıyla nasıl poz vermiş, bir kıyafet balosunda: 





3 Haziran 2013 Pazartesi

98 CM.LİK KÜÇÜK ADAM KENDİ ÇAPINDA PROTESTOYA KAŞIK TUTUYOR!


BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, ANKARA'DA KORKUNÇ İKİ, CİN GİBİ BİR CANCİNİ YAŞARMIŞ. SICAK BİR HAZİRAN GÜNÜ, SAAT DOKUZ CİVARI, AİLECEK EVDE KUZU KEBAP KEYFİ YAPARLARKEN DIŞARIDAN ARABA KORNALARI, TEZAHÜRATLAR VE DUR DURAK BİLMEYEN METAL SESLERİ YÜKSELMİŞ...

1 Haziran 2013 Cumartesi

98 CM.LİK SOLOTÜRK PİLOTU HAVACILIK BAYRAMINI KUTLUYOR!



1 Haziran 1911 tarihinde ilk Türk havacılık teşkilatı “Tayyare Komisyonu”adı ile kurulmuştur. 
Havacılık alanındaki hızlı gelişmeler doğrultusunda kendini geliştiren Hava Kuvvetleri'nin ayrı bir muharip sınıf olma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. 
Bu kapsamda, 

1 Haziran 1932’den geçerli olmak üzere hava alayları kurulmuş ve havacılar ayrı bir muharip sınıf olarak kabul edilmiştir.

31 Mayıs 2013 Cuma

ÜÇ YAŞ ÖNCESİ ANTİ-KREŞ KAMPANYASINA VE MAHALLE BASKISINA İNAT "20 AYLIK EĞİTİM ŞART FELSEFESİ"



Ben oğlumu 20. ayını bitirir bitirmez, Eylül'ün sımsıcak bir gününde, evimize oldukça yakın bir kreşe kaydettirdim. Tam zamanlı çalışan bir anne olmamama ve melek anneannemizin sürekli yardımımıza koşmasına rağmen, bir saniye bile tereddüt etmeden yuvanın tecrübeli müdiresiyle görüşmeye gittim. 

27 Mayıs 2013 Pazartesi

TÖRKİŞ ANALARIN KABUSU : POSTMODERN BİR YEDİRME YA DA YEDİRMEME, İŞTE BÜTÜN MESELE HİKAYESİ




Katı olan her şey buharlaşıyor, tıpkı Karl Marx'ın Komünist Manifesto'da dediği gibi. 

"Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı, insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine; sanatına. Çocuklarına tutunanlar da vardır."*

23 Mayıs 2013 Perşembe

FİGÜRAN ANNE STİLETTOLU İSTANBUL'A "TEYZELİK GÖREVİ"Nİ İCRA ETMEYE ÇAĞRILIRSA


"Teyze, anne yarısıdır" derler, bu oran üzerinde tartışılabilir, nitekim yaptığımız görev asla anneninkinin yarısına tekabül etmez, çok daha azdır, sevgi ve bağlılığa gelince, bunun yarıdan daha fazla olduğunu düşünüyorum şahsen. Çünkü ben çocuk sevgisini ilk kez "teyze"olarak tattım ve her tatlı şey gibi bu da bende bir bağımlılık yarattı.

Hiçbir zaman, sokakta gördüğü her bebeğe agu gugu yapan, bulabildiği ilk fırsatta onları mıncıklayan genç kızlardan olmadım, taa ki Yağmur'u ilk defa siyah-beyaz bir ultrason ekranında görünceye dek... 

20 Mayıs 2013 Pazartesi

OPPA GANGNAM STYLE: FOLİK ASİT JENERASYONU TERRIBLE TWO'LAR


Fazla söze ne hacet ey Korkunç İKİ'den muzdarip Stilettolu Analar:)


Evet haklısınız bırakın kendisini adı bile korkunç bu sendromun(Terrible 2), adeta Çığlık serisinin bir türevi gibi gelmiyor mu kulağa?